Mart 2, 2008 ·






Senai Demirci   

"Zayi olmaz gül temennâsıyla vermek hâre su"
-Fuzuli

Gül yüzü buluşma yeridir,
En temel kavuşmalar gül yüzünde gerçekleşir.
Çünkü gül yüzler bakışı aşka dönüştürür.
Bakış ki, aşıkın maşuka dönüşüdür;
İlk tanışma ve son ayrılıktır.
Sonra mayelenir bakış;
Bakış aşk olur, bakış vuslat olur.
Aşık ve maşuk tanışmaktan öte geçerler,
Geri döner ve sanki birbirlerini hatırlamış olurlar.
İlk bakışma sonsuz beklemelerin durulduğu bir göl olur.
Güzellik gül yaprağında beklemiştir aşkı.
Aşk gül yüzünde güzelle buluşur.
Aşk gül tenlerde görünür kılar kendini.
Ve güzellik aşkın bakışında seyre dalar kendini.
***
 
O yüzden, gülden yüz çeviremeyiz.
Güle uzak duramayız.
Aşk ateşi örseler yüreğimizi.
Kızıl kanlar gibi dolaşır tenimizi aşk.
Ve kızıl utançlarla alevlenir yüzümüz
Güle döneriz, Sevgili'ye döneriz.
Sevgili yüzü olmadan edemeyiz.
***

Meğer gül, yüzüne Nazar Eden olduğu için gül'müş.
Herşeyi ve herkesi Varedenin teveccühüyle gülmüş.
Önce Teveccüh Eden varmış.
Yokluğa yönelmiş Ebedi Güzellik Sahibi.
Bilinmek dilemiş, sevilmek irade etmiş.
Gizliden açığa çıkmış "Mahfi Hazine"
Hiçlik şafağı kızıla boyanmış.
Varlık güzel yüzlü bir gül olmuş.
Varedilen her şey bir gül yüzünde taçlanmış. 
***

Yoksa biz dikenler idik,
Yalnız bir gül hatırına bu bahçeye vardık.
Varlık gülşeninde bir gül yüzünde ihyalandık.
Ab-ı hayat öylece dolandı yüreğimizi,
Tenimizde öylece kızıl utanç gülleri açtı.
Edebi, iffeti gül yüzünde belledik,
Tebessümü gül yaprağından dudağımıza devşirdik.
Gülün son yaprağının sonrasına hayranlığımızı ekledik.
Beğenimizle kuşattık gülü;
Aşklarımızı gül yanağına devirdik.
Gülün yüzünde güldük, güle baktık güle yazdık.
Güller olduk, güldük.
Güller açıldı, güle döndük.
Gül yüzünde varedilen herşeyle yüzleştik.
Varedilmişler gül yüzünden gün yüzüne çıktı.
Öylece, gülün yüzünde buluştuk.
Gül yüzünden tanış olduk.
Sonra herkesi ve herşeyi oraya çağırdık.
Herşeyi elimize aldık, herkese elimizi verdik.
Gülün yüzüne vardık.
Bildik ki,
Aslında biz sadece gül yüzünden vardık.
***
Ebedî Sevgili'nin teveccühüdür gülü güldüren.
Kalbimize aşkı salan Sevgili'nin nazarıdır.
Ki bu kalb Sevgili'nin vechesinden başkasına dönmez.
"Batan şeyleri sevmez"
Yitip gidenlere gönül vermez.
O'nun vechinden başkasına kanmaz aşk.
Aşk O'nun teveccühü ile var oldu.
Güzellerin güzel yüzlerinde güzelliği O halkeyledi.
Aşıkların bakışlarında sevgiyi O tasvir eyledi. 
***
Ve güzellerin en güzelini Mahbubu eyledi.
O'na muhabbet eyledi, O'nu Muhammed eyledi.
Ebedi teveccühünü O'nun vechinde kristalleştirdi.
Cümle halka O'nun yüzünü gül eyledi.
Değil mi ki, önceleri hiçbirşey yoktu
Ve illâ O'nun ebedi teveccühü vardı.
Değil mi ki, varedilmişler O'nun yönelmesiyle
Varlığa yüz buldu.
Öyleyse bu varlık gülşenine önce O Mahbub'un gül yüzü düştü.
***

Biz dikenlerdik aslında.
Yalnız bir gül hatırına bu bahçeye vardık.
Gül-ü Muhammed'in (sav) yüzünde buluştuk.
Gül-ü Muhammed (sav) yüzünde tanış olduk.
Sonra herkesi ve herşeyi yüreğimize çağırdık.
Herşeyi elimize aldık. Herkese elimizi verdik.
Gülün yüzüne vardık
Gül yüzünden var olduk.
***
Sevgili'nin teveccühünü yüzüne devşiren Gül'e,
Yüzümüzü Sevgili'nin vechine çeviren Gül'e
Güllerce salât, yüz'lerce selâm ettik.


Yorum (7) Yorum yaz!

Şubat 28, 2008 ·






>>>
>>>
>>>>
>>>>"hayatı tersten yasamak"(Can Yücel)
>>>>Şüphesiz ki yaşamı tersten yaşamak çok daha güzel,
>>>>hatta mükemmel olurdu.
>>>>
>>>>Nasıl mı?
>>>>
>>>>cami'de uyanıyorsunuz. Bir tahta sandık içerisinde, herkes
>>>>karşınızda saf durmuş, iyiliğinize dua ediyor ve tüm haklar
>>>>helal edilmiş vaziyette.
>>>>
>>>>
>>>>
>>>>Tabuttan doğruluyorsunuz, yaşlı, olgun ve ağırbaşlı olarak.
>>>>Herkes etrafınızda, büyük bir itibar, iltifatlar, çocuklar
>>>>torunlar hepsi hazır. Arabanıza kurulup evinize gidiyorsunuz.
>>>>
>>>>Doğar doğmaz devlet size maaş bağlıyor, aylık veya üç ayda
>>>>bir maaşınızı alıyorsunuz. Ne güzel, hazır maaş, hazır ev..
>>>>
>>>>Altmışlı yaşlara kadar herşey garanti, huzur içinde yaşıyorsunuz.
>>>>Sağlığınız gittikçe düzeliyor,
>>>>kaslar güçleniyor, kuvvetleniyorsunuz.
>>>>
>>>>Bir gün çalışmak istiyorsunuz ve işe ilk başladığınız gün size
>>>>hoşgeldin hediyesi olarak bir plaket ve altın kol saati veriyor
>>>>patronunuz.. Genel Müdürlük veya bunun gibi yüksek bir
>>>>makamdan tecrübeli bir insan olarak işe başlıyorsunuz.
>>>>Herkes karşınızda elpençe divan..
>>>>
>>>>Vücudunuzda da bazı hoşa giden hareketler de başlıyor.
>>>>Gittikçe zayıflıyor, forma giriyorsunuz. Diğer hormonal
>>>>aktiviteler artıyor, fevkalade.. Aman ne güzel günler başlıyor..
>>>>Derken birgün patron size "Artık üniversiteye gtsen
>>>>daha iyi olur." diyor.
>>>>
>>>>Bu arada Babanız ortaya çıkmış, "fazla çalıştın" diyor
>>>>"Artık eve dön, işi bırak, okumaya başla, harçlığın
>>>>benden olsun.."
>>>>Keyfe bakar mısınız?
>>>>
>>>>Okuduğunuz dersler gittikçe kolaylaşıyor. Ekmek elden,
>>>>su gölden bir dönem başlıyor. Partiler, diskotekler,..
>>>>
>>>>Kızların sayısı artıyor. Derken Anne ve Babanız sizi
>>>>götürüp getirmeye başlıyor, araba kullanma
>>>>derdi de yok artık..
>>>>
>>>>Günün birinde sizi okuldan da alıyorlar,"evde otur,
>>>>keyfine bak, oyuncaklarınla oyna" diyorlar.. Mamanız
>>>>ağazınıza veriliyor, zaman zaman altınızı bile
>>>>temizliyorlar, hatta bu durum alışkanlık yaratıyor
>>>>ve hiç tuvalet kullanmamaya başlıyorsunuz.
>>>>
>>>>Derken Anneniz bir gün size süt verme kararını alıyor
>>>>ve başka bir keyifli dönem başlıyor. Mama artık
>>>>her yerde, her an ve en taze şekli ile hazır.
>>>>
>>>>Bir gün karanlık ve sıcak bir ortama giriyorsunuz.
>>>>Beslenmek için ağazınızı açmaya dahi gerek yok,bir
>>>>kordondan besleniyor, sıcacık, yumuşacık, gürültü ve
>>>>patırtısız bir ortamda yaşıyorsunuz.
>>>>
>>>>Küçülüyor, küçülüyor, ufacık bir hücre halini alıyorsunuz.
>>>>Ve günün birinde müthiş bir olayla hayatınız bitiyor.

CAN YÜCEL

Yorum (0) Yorum yaz!

Şubat 28, 2008 ·



DUA!!!!!!!!!!!!1
"YARAB!
Ne azabına dayanacak halim,
Ne de rahmetin mahrum kalmaya mecalim yoktur...
Vefasızlık edip senden uzak kalsamda, halim sensiz edemeyeceğini haykırmaktadır.
Vefasızlığım nisbetinde değil, ihtiyacım nisbetinde lütfuna talibim..."

YARABBİM!

BANA ÖYLE BİR GÖNÜL VER Kİ:
Bir kuruluşun tepe noktasında yetkili olsam bile,
bunu asla başka şekilde kullanmamalıyı-m.
Günlük yaşamda "ben" yerine, daha çok "sen" sözcüğünü kullanabileyim.-..

BANA ÖYLE BİR SEVGİ VER Kİ:
Sonsuz bir hazine gibi bitmesin, çoğalsın daha da sevdikçe,
doldursun sarsın çevremi.
Hatta düşmanlarımı da sevebileyim.-..

BANA ÖYLE BİR GÜÇ VER Kİ:
Herkesten daha çok çalışabileyim, tutsak düşmeyeyim
doğanın koşullarına, eşim ve çocuklarımı da mutlu et ki,
mutluluğu başkalarına da götürebileyim.-..
BANA ÖYLE BİR SAĞLIK VER Kİ:
Düşünebileyim, konuşabileyim.

BANA ÖYLE BİR ERDEM VER Kİ:
İbadet edebileyim, iyilik etmeyi ve sevinçten buğulanmış gözlerle, teşekkür
edenlere;
bir şey yapmadım, anımsamıyorum diyebileyim.

BANA ÖYLE BİR YETENEK VER Kİ:
İyi eş, baba, anne, iyi komşu, iyi arkadaş, iyi vatandaş olabileyim.

BANA ÖYLE BİR UMUT VER Kİ:
Bugüne kadar yapmış olduğum hatalar için
karamsarlığa düşmeyeyim, herşeyden aklanmış olarak yaşama
yeniden başlamak üzere bağışlanabileceğimi bileyim.

BANA ÖYLE BİR ANLAYIŞ VER Kİ:
düşünebildiğim, yargılayabildiğ-im, inandığım, kahrolduğum, varolduğum şu
anda bu sözleri söyleyebildiğim için şükredebileyim.

BANA ÖYLE BİR TALİH VER Kİ :
Yıllar sonra beni hatırlayanlar "herkese iyilik eden, tüm insanları seven,
o düzeyde de sevilen bir kişiydi " diye konuşsanlar ve ben de huzur içinde
olabileyim.

BANA ÖYLE BİR İRADE VER Kİ:
Birgün yenilip, içimdeki şeytanın kurallarına doğru yönelirsem;
bu bir düşünce ise düşüncemi, bu bir adım ise ayağımı, bu bir uzanma ise
elimi durdurabileyim.

BANA ÖYLE BİR SABIR VER Kİ:
Sükûneti bulayım, durabileyim, düşünebileyim...

AMİN



Yorum (2) Yorum yaz!